Bir zamanlar 4 arkadaş varmış. Birinin ismi Ali, birinin ismi Burak, birinin ismi Mustafa, birinin ismi de Mehmet imiş. Alinin beyninde Doktorların bile tam ismini koyamadıkları bir hastalık varmış. Doktor ilaç yazıyormuş ama Ali ilaçlar uyutmadığı için kullanmıyormuş.
Bu 4 arkadaş, eskiden 5 kişi takılırmış. 5. Kişinin lakabı da Kara imiş, bir gün Kara arkalarından iş çevirdiği için gruptan atmışlar. Kara intikam almak için kötü bir yeri korku evi olarak düzenlemiş, bir sürü ölümcül bubi tuzağı kurmuş. Bir adama da 4 arkadaşı gördüğü zaman o evi gösterip “Bir sandık dolusu altın var” demesi için para vermiş.
Yine bir gün akşam bu 4 arkadaş bir parkta içmiş içmiş sızmış. Sabah uyandıklarında evlerine doğru gitmişler, giderken Kara’nın rüşvet verdiği adamla karşılaşmışlar. Adam kötü evi göstererek “Orada bir sandık dolusu altın var, ama cinler korkuyormuş kimse girmeye cesaret edemedi” deyip kartını bırakmış. Gençler kendi aralarında istişare yapıp sonunda oy birliği ile girmeye karar vermişler. Sırf heyecan olsun diye.
Sonra içeri girdiklerinde ölümcül bubi tuzaklarını hiçbirine denk gelmeden evin içinde dolaşırlar. Onların bubi tuzağına yakalanmayacağını anlayan Kara, evin içinde saklandığı yerden çıkar ve tam evden çıkacakken kendi tuzağına yakalanır ve ölür. Kara’nın sesine gelen 4’lü ne yapacaklarını bilemez. İçlerinden birinin aklına bir fikir gelir ve sesli söyler “Banyo da parçalarına ayıralım. Ondan sonra kasaba götürüp çektirelim bunun eti sert olur iki defa çektirelim. Fırına da götürüp lahmacun yaptırıp esnafa dağıtalım. Hem hayır işlemiş oluruz hem de cesetten kurtuluruz. Herkes bön bön bakar. Sonra içlerinden birinin aklına daha iyi bir fikir gelir ve söyler “Bunu Gömelim”...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder